Sonra sen bakıyordun geçmişine ahlar vahlar denizinin tam ortasından… yelken açtığının bile farkına varmadığın bu kalabalık okyanusta bir başına kaldın. Sonra sen, gözlerin yaşlanırken kendi ihtiyarlığını farkettin. Kollar aynı kollar, salınıp duran gövden aynı… İsmin neydi hatırlayabildin mi? Sana hiç sorulmadan kim olduğunu düşünmüş müydün? Korkak olduğunu farkettin mi yalnızlığına dayılık yaparken? Koca bir hiç içinde ne kadar dolduğunu farkettin mi? Cervantes tanısaydı seni çıkarırdı yel değirmenlerinin karşısına ve Hugo aradığı sefilin ta kendisi olduğunu söylerdi sana. Yine de boşver. Sen az önce okuduğun satırların kahramanı değilsin zaten. Hiç öyle olmadın. Senden kahraman olmaz zaten adın her neyse!!
Arşivler
- Aralık 2011
- Ekim 2011
- Eylül 2011
- Ağustos 2011
- Temmuz 2011
- Haziran 2011
- Mayıs 2011
- Ocak 2011
- Aralık 2010
- Kasım 2010
- Ekim 2010
- Eylül 2010
- Ağustos 2010
- Temmuz 2010
- Haziran 2010
- Ocak 2010
- Ekim 2009
- Eylül 2009
- Mayıs 2009
- Mart 2009
- Şubat 2009
- Ocak 2009
- Aralık 2008
- Kasım 2008
- Ekim 2008
- Eylül 2008
- Ağustos 2008
- Temmuz 2008
- Haziran 2008
- Mayıs 2008
- Nisan 2008
- Mart 2008
- Şubat 2008
- Ocak 2008
- Aralık 2007
- Kasım 2007
- Ekim 2007
- Eylül 2007
- Ağustos 2007
- Temmuz 2007
- Haziran 2007
- Mayıs 2007
- Nisan 2007
- Mart 2007
- Şubat 2007
-
Son Yazılar
Son Yorumlar
- Suha Aşıroğlu kimdir? için Temel
- hücre meselesi için efsr
- hücre meselesi için sebahat
- duvarlar, taşlar ve yollar… için sebahat
- Kardan hikaye…. için sebahat
Kategoriler
