okan murat öztürk – sevsem öldürürler sevmesem öldüm
için dışın vardır sözün
aklını alır yollar gidersin başın
sen nasıl seversin dilber toprağın aşın
yapma etme derler
sev gitme derler
uç düşme derler
dinle güzel gelin.
kokun yağar üstüme
gözün sanki bir hançer
bakışın dağlar
yürekleri
sazın söyler
güzel sen bir düş hele bağrına korların
güzel sen gel hele baş ucuna hazanların
güzel sen sevsen nedir ya sevmesen
al hele yazmanı güzel
peşi sıra koş hayallerin.
güzel gel hele
gönül dağın ardına
güzel gel hele
beşiğinde uyuyan cennete…
Genel kategorisine gönderildi
|
arada bir yerde
sıratta
anlamsız bir suratta
ortada…
bazen dipsiz bir kuyuda.
beklerken uyanmayı
vermek gerek kısa bir ara
Genel kategorisine gönderildi
|
Kafanı gömdüğün yer kum değil, arkası tepkisizliğin. Sen gününü kurtarmak ile uğraşırken gamsız, akbabalar didikliyor varlığını memleketin.
3 kuruşluk payeler, sülüklere verilen koltuklar için paralarken şerefini kimi deyyuslar, sen akşamdan kalma sabahlarda homurdan dur.
Belki bir gün anlarsın sana verilen kıymeti şanslıysan eğer ve belki bir gün aklına gelir şahsiyetin. Toprağa serilen çiçekler, yapraklar değil evlatları anaların, sen uyurken nöbet tutan fidanlardır, devekuşu.!
Buseler, Memetler, Aliler düşerken toprağa tepkisiz kalanların düşeceği yer; kerhanesidir soysuzluğun, sopsuzluğun.
Ayfonundan bir meyilde askerine at şükranla, indir bir vatan türküsü de belki kanın kaynar, hissedersin damarından akanın aslını.
feysbukundan bir ses ver de belki biri görür de hisseder yalnız olmadığını.
Bir gün bir şehit mezarına uğra da kiçinetten çıkıp, bir ananın gözyaşı akar vicdanına da belki hissedersin haysiyetini.
Vatan evladı!
Uyan!
Onun bunun çocuğu olma Kemal’in emanet ettiği Türk genci ol!
Genel kategorisine gönderildi
|
Dediğin kadar vardı. Sen tatsız tuzsuz bakınırken etrafına şaşkın bakışlar atıyordu yanıbaşındaki insanlar.
Kim kimden ne kadar farklı? diye bir soru düşüyor gökten..
GÖKTEN ÜÇ SORU DÜŞTÜ.
Konuşup duruyorsun. Konuştuğunu sen duyabiliyor musun?
Kim konusuyor? Sen mi? Bedenin mi?
Laf laf laf…
Her yanımız laf her yanımız hikaye, hayal.
Ne kadar çok şey biliyoruz. Doğduğumuz günü hatırlasaydık o halimize dönmek isterdik eminim. Yumru yumru yanaklara değil saflığına, gücüne aşık olurduk halimizin. Yazık ki hatırlayamadığımız hayat bizim hayatımızın bir parçasıydı.
Eyyy blog. Doğduğun günü hatırlıyor musun?
Genel kategorisine gönderildi
|
Kaçılası bir soğuk
vuran dalgalar gibi damlasıyla yağmur
sokaklarına izini bırakmış korkak bir karakış
bu aslında kendinden bir kaçış
ara verdiğin sokaklar değil
yaşamdır dozunda
ve bir rüzgar salıncağında
tozunda
hoyrat bir serzeniş.
nedense sen gelirsin aklıma
eski halin bir bakış
sessiz bir iç çekiş
toprağa düşmüş renkli bir kelebek gibi
canlı bir ölüsün
sen yaşama karşı durmuş
kokusu alınmış serseri bir kış gülüsün.
Genel kategorisine gönderildi
|
Kanımız, canımız, toprağımız… Adı vatan ana kucağımız. Nerede ayın nerede yıldızın? Nerede ışıl ışıl parlayan, vatan sevgisi ile dimdik başlar… Canı pahasına yaşayan arkadaşlar…
Her memleket yaşayanı için kutsal, kıymetli eşsiz. Peki neden buna ihtiyaç duyulur? Biz bu toprakların bağrına doğmuşuz. Anamız, babamız, kardaşımız hepimiz. Nasıl bir yürek parçalamak istemez gövdesini o şanlı bayrağı gördüğünde? Nasıl bir yumruk sıkılmaz demir bileğiyle kalleşi gördüğünde? Nasıl bir beyin ışıldamaz medeniyete öncü olmak için?
Bebeğe ana kucağı, türke vatan ocağı yuvadır. Bizim en eşsiz özelliğimiz de budur. Bu ki çağ açmış, çağlar kapatmış. Mustafa kemal gibi bir yiğit vermiş. Nasıl uzak durulur? Nasıl yaşlar süzülmez gözlerden vatan derken?
Açılımlar, kaçılımlar. Bir milletin şuuru hayallerle kapanmış ise o millet yok olmaya mahkumdur. Bu eşsiz insanların milli omurgası alınıyor. Kanıma dokunuyor.
Genel kategorisine gönderildi
|
hani senin kokunla seviştiğim zamanlarda
araya katardı rüzgar bildik esintilerini bahçelerin
kokuna katık olurdu belki izi derinde
ve sen estikçe buram buram sen kokardı her yanım
sen yağdıkça akardın şakaklarımdan şah damarıma
ve sesin kulağımla öpüşürken
titrerdi dudaklarım tutulmuş gibi
tek eksik sendin
tek fazla sen
tek sen vardın
tek
tek
tek-rar sen
hep sen
bilsen…
seni sevdikçe çiçeklendi bahçeler
seni özledikçe açıldı yollar
kavuştu
kollar
sende, seninle
…
Genel kategorisine gönderildi
|
kollar açıktı ve açtı
dolanmak için dallarına endamlı gövdesinin
gözlerini kapattıkça açılıyordu kalbi
açılıyordu ki alsın avucuna
açsın göğsünü
yerleştirsin kendi kalbinin tam içine
atsın aşık aşık
Genel kategorisine gönderildi
|
Güzel şeyler anımsatmak, yaşatmak bir meziyet midir bilmem… Ama öyle şeyler var ki hiç tahmin edemediğiniz anda sizi sarmalayıp başka yerlere alıp götürüyor.
Malum yarışma bir kuşağın belleğinde derin ve üzücü izler bırakmıştır. O yılların acınacak hallerine inat yüzleri güldüren durumlar da artık yaşanabiliyor. Ivırı zıvırı geçelim.
Uzun zamandır kemanın o muhteşem tınısını kulaklarımızdan yüreğimizin merkezine işleyen şarkılar göremez olmuştuk. Saçma sapan piyasa şarkılarının yarıştığı bir mecra olma yolunda hızlı adımlar atan Eurovision Song Contest şeysi güzel bir şarkının bizlere ulaşmasına yardımcı oldu.. Sağolsun.
İçimizi kıpır kıpır eden temposuna kemanın kollarında dans eden notalar katılınca çok hoş bir şarkı çıkmış. Dinlediğim ilk anda Moulin Rouge filminin bir şarkısı mıydı bu sorusunu sorduran güzel bir şarkı..İyi olmuş. Sağolsunlar varolsunlar… Afiyet olsun. Dinleyin bakalım.
Genel kategorisine gönderildi
|
kaç kilometredir uzaklığı ellerinin
kaç fersahtır gözünden dalınan denizin derinliği
kaç gram düşer gözlerinin yaşı santimetrekaresine kalbinin
kaç vakittir göremedin içini sonsuz aleminin
sen kaç…..
kaç defa sevdin….
sen kaç….
kaç ki ardında kalmasın başıbozuk sevdalar…
Genel kategorisine gönderildi
|