Kanıma dokunuyor bazı şeyler…

Kanımız, canımız, toprağımız… Adı vatan ana kucağımız. Nerede ayın nerede yıldızın? Nerede ışıl ışıl parlayan, vatan sevgisi ile dimdik başlar… Canı pahasına yaşayan arkadaşlar…

Her memleket yaşayanı için kutsal, kıymetli eşsiz. Peki neden buna ihtiyaç duyulur? Biz bu toprakların bağrına doğmuşuz. Anamız, babamız, kardaşımız hepimiz. Nasıl bir yürek parçalamak istemez gövdesini o şanlı bayrağı gördüğünde? Nasıl bir yumruk sıkılmaz demir bileğiyle kalleşi gördüğünde? Nasıl bir beyin ışıldamaz medeniyete öncü olmak için?

Bebeğe ana kucağı, türke vatan ocağı yuvadır. Bizim en eşsiz özelliğimiz de budur. Bu ki çağ açmış, çağlar kapatmış. Mustafa kemal gibi bir yiğit vermiş. Nasıl uzak durulur? Nasıl yaşlar süzülmez gözlerden vatan derken?

Açılımlar, kaçılımlar. Bir milletin şuuru hayallerle kapanmış ise o millet yok olmaya mahkumdur. Bu eşsiz insanların milli omurgası alınıyor. Kanıma dokunuyor.

sende var sonsuz

hani senin kokunla seviştiğim zamanlarda
araya katardı rüzgar bildik esintilerini bahçelerin
kokuna katık olurdu belki izi derinde
ve sen estikçe buram buram sen kokardı her yanım
sen yağdıkça akardın şakaklarımdan şah damarıma
ve sesin kulağımla öpüşürken
titrerdi dudaklarım tutulmuş gibi
tek eksik sendin
tek fazla sen
tek sen vardın
tek
tek
tek-rar sen
hep sen
bilsen…
seni sevdikçe çiçeklendi bahçeler
seni özledikçe açıldı yollar
kavuştu
kollar
sende, seninle

içinde

kollar açıktı ve açtı
dolanmak için dallarına endamlı gövdesinin
gözlerini kapattıkça açılıyordu kalbi
açılıyordu ki alsın avucuna
açsın göğsünü
yerleştirsin kendi kalbinin tam içine
atsın aşık aşık

fairytale

Güzel şeyler anımsatmak, yaşatmak bir meziyet midir bilmem… Ama öyle şeyler var ki hiç tahmin edemediğiniz anda sizi sarmalayıp başka yerlere alıp götürüyor.
Malum yarışma bir kuşağın belleğinde derin ve üzücü izler bırakmıştır. O yılların acınacak hallerine inat yüzleri güldüren durumlar da artık yaşanabiliyor. Ivırı zıvırı geçelim.

Uzun zamandır kemanın o muhteşem tınısını kulaklarımızdan yüreğimizin merkezine işleyen şarkılar göremez olmuştuk. Saçma sapan piyasa şarkılarının yarıştığı bir mecra olma yolunda hızlı adımlar atan Eurovision Song Contest şeysi güzel bir şarkının bizlere ulaşmasına yardımcı oldu.. Sağolsun.

İçimizi kıpır kıpır eden temposuna kemanın kollarında dans eden notalar katılınca çok hoş bir şarkı çıkmış. Dinlediğim ilk anda Moulin Rouge filminin bir şarkısı mıydı bu sorusunu sorduran güzel bir şarkı..İyi olmuş. Sağolsunlar varolsunlar… Afiyet olsun. Dinleyin bakalım.

başıbozuk

kaç kilometredir uzaklığı ellerinin
kaç fersahtır gözünden dalınan denizin derinliği
kaç gram düşer gözlerinin yaşı santimetrekaresine kalbinin
kaç vakittir göremedin içini sonsuz aleminin
sen kaç…..
kaç defa sevdin….

sen kaç….
kaç ki ardında kalmasın başıbozuk sevdalar…

Derya, deniz…


Zaman akar gider. Yaşamda anılar vardır izi silinmez biliriz. Öyle anlar vardır ki nefes bitsin, gözler kapansın gam vermez. Öyle bakışlar vardır ki sonsuz… Öyle sözler var ki sineye bir ok gibi saplanır ama hiç kanatmaz.

Nasıl bir sevgi yaşatır sizi bir ömür?

Eli yoktur bu sevginin, ayakları yürümez, dokunamazsın… Bu sevginin ucu yoktur bucağına varılmaz. Ateşi yakar göğsünüzü kor olur ciğerleriniz ve sizin yüzünüz gülmektedir.

Hatır bilmez bu sevgi. Herşey pençe divan durur karşısında. Bitmez kana kana içseniz de pınarından. Eliniz ayağınız titrer ve durmak zuldür yerinizde. Herşey yok olur siz de dahil. Anlayamaz sevenden başkası. Bilinmez.

Yoluna çıkmak için adımlar atarsınız, siz koşukça uzaklaşırken bedeni, yaklaşır gönlünüze. O hiç bitmeyen ve varılmayan yerdedir. Teslim olmadan sokulamazsınız yanına. O size bir bakışta kainatı sunar ve bir sözüyle yıkılır tüm engeller aranızda. Tükenmeyen havadır ciğerlerinize dolan. Yaşıdır gözünüzün…

Saçının teline bir hayat verilir. Bam teline dokunur sessiz sedasız. Elleri uzanır içinize, söker atar ne varsa aşkına engel. Kansız ameliyattır onun işlemleri. Candır o hiç yıkılmaz vatandır.

Gülüşüne dünya yakılır. Hiddetine gövde dayanmaz. O buram buram tüten özlemdir canana…  Anne kucağından şefkatli, baba yüreğinden yangındır.

Gözlerinizi kapattığınızda karanlıkta ışıktır bakan gözleri. Sonsuzdur. İçinden yaşam akan nehirdir çağlayan. Ona laf erişmez, söz yetişmez, göz dayanmaz. Deryadır. Denizdir. Hayattır. Candır.

Sevgisiyle yaşatandır.

ben

akıyor güneş

omuzlarına

ve çağırıyor koları

dalları gibi bulutların

sesi çığlık gibi

kulaklarımı örseliyor

ellerinden gelse uçacak bir kuş gbi

kanadında ben

aklında ben

teninde ben

sokak

yağmur senin olsun

ben yağarım sağanak

varlığın gitmez

bilirim

kokun sımsıcak

rüzgar senin olsun

ben eserim sokaklarına vurarak

gölgen hiç gitmez

görürüm

inancın sığınak

hayat senin olsun

ben yaşarım

uzak, yorgun. inatçı

taşlarına çarparak

kaldırımların

SalınKAÇ

Otur kalk

hiç durma

bir kendine

bir zamana bak…

yavaş ve sakin

dik ve özgür

herşey var amma

sen yoksun lakin…

yolunda bir tepe var

ardında mutsuz bir koy

bir “sen” al eline

kaçma kendinden tadına doy…

Kolların kanat olsun

gözlerin utangaç

bir uçurtmaya takıl

bakma ardına salın kaç!

vadide bir masal var

bulutların üzerine ağladığı bir vadi var

uçsuz bucaksız

sessiz. uzun ve dar

ağaçların şarkı söylediği bir yol var

güneş örter üstünü

rüzgar üstüne yağar

çiçeklerin bezediği boylu boyuca bir ev var

renkler sarmalar

düşler açar

zamansız öten kuşlar var

haykırır gibi

fısıldar gibi

bitmez tükenmez 

bir masal gibi