Güncel lakırdı komedyası…

Hadi canım yine bi cümle uyduruyorsun der gibi bakışlar. Ve lakin günümüz insanı kafasını lcd pencerelerden kaldırıpta aralasa perdelerini cumbalı pencerelerin görecekki bir bataklığa gömülmüş gibi sanallığında teknolojinin çırpınıp duruyor.
Ramazan ayının bu son günlerinde ne kadar tekno-sosyal yaratıklar haline dönüştüğümüzü farkediyorum yeniden.
Ya bırak bu entel dantel cümleleri de sadede gel homurdanmalarının arasına şu iki cümleyi de sıkıştırıp satırlarıma son vereyim, sizde kurtulun.
Bizim arkadaşlıklarımız bir telve tadında olacakken, artık iki bilgisayar klavyesi “tık”ında, 72 piksel çözünürlüğünde “photo album”lere dönmüşte farkında değiliz.

Verimliliğin devamına Ahlâk denir.

Değerli eğitimcim, ustam Erol Erbaş’a ait bu söz.
Yıllardır yerli yerine oturtamamıştım bir türlü. Biçok anlam yükledim. Başkalarını izledim. Ama bu söz çok önemli derken bile ne kadar önemli olduğunun farkına varamamıştım,
Şimdi kendimle barıştıkça ve sevdikçe kendimi daha bir başka geliyor, daha bir yerini buluyor bu söz.
Monobloga bakarken bile bu sözün önemini yaşıyorum.
Bir süredir yalnız kalmıştı Monoblog…
Gerçi imzamızı atmışız isminin altına “Kaç blog ötedesin ki senden uzak kalayım…” diye
unutmayın bu sözü…
Neyi yaşıyorsunuz bilemem ama yaptıklarınızda devamiyetiniz yoksa o zaman vah halinize vahlar halinize…insan_ve_yapisi1.jpg

çocukluk-anılar-şu an

Çocukluğumuz bize anılarımızı mı hatırlatır. Hep iyidir, farklıdır, heyecanlarla doludur değil mi?
Hemen hemen hepimiz hayatımızda en az bir kere keşke yeniden çocuk olsam deriz. Oysa farketmediğimiz şey şudur. Yaşımız kaç olursa olsun yaşamımız o zamanlarda kurulmuştur. Belli bir yaştan sonra ki özellikle 20’li yaşların ortalarından itibaren asıl öğrenme durur. Bunun farkında değilizdir ama aslında çocukken edindiğimiz korkuların, isteklerin,
ezikliklerin veyahut alışkanlıkların üzerine kuruludur hayatlarımız.
Demek istediğim şudur ki kendimizi tanıyıp özgürleşmek istiyorsak çocukluğumuzu karşımıza alıp bugün kişiliğimiz zannettiğimiz özelliklerimizin, alışkanlık ve şablonlarımızın kökenlerini bulup onlara teşekkür ederek yollarımızı ayırmalıyız.
Çocukluğumuzdan değil sakın ha…