Arşivler
- Mart 2012
- Aralık 2011
- Ekim 2011
- Eylül 2011
- Ağustos 2011
- Temmuz 2011
- Haziran 2011
- Mayıs 2011
- Ocak 2011
- Aralık 2010
- Kasım 2010
- Ekim 2010
- Eylül 2010
- Ağustos 2010
- Temmuz 2010
- Haziran 2010
- Ocak 2010
- Ekim 2009
- Eylül 2009
- Mayıs 2009
- Mart 2009
- Şubat 2009
- Ocak 2009
- Aralık 2008
- Kasım 2008
- Ekim 2008
- Eylül 2008
- Ağustos 2008
- Temmuz 2008
- Haziran 2008
- Mayıs 2008
- Nisan 2008
- Mart 2008
- Şubat 2008
- Ocak 2008
- Aralık 2007
- Kasım 2007
- Ekim 2007
- Eylül 2007
- Ağustos 2007
- Temmuz 2007
- Haziran 2007
- Mayıs 2007
- Nisan 2007
- Mart 2007
- Şubat 2007
-
Son Yazılar
Son Yorumlar
- Suha Aşıroğlu kimdir? için Temel
- hücre meselesi için efsr
- hücre meselesi için sebahat
- duvarlar, taşlar ve yollar… için sebahat
- Kardan hikaye…. için sebahat
Kategoriler
pervin söyünmez
Genel kategorisine gönderildi
Yorum bırakın
UÇ-SUZ
uç eğer konmak istiyorsan
gönlü derya, gönlü deniz sevdasına
uçsuz bucaksız hasretinin
Genel kategorisine gönderildi
Yorum bırakın
özdeyiş
okan murat öztürk – sevsem öldürürler sevmesem öldüm
için dışın vardır sözün
aklını alır yollar gidersin başın
sen nasıl seversin dilber toprağın aşın
yapma etme derler
sev gitme derler
uç düşme derler
dinle güzel gelin.
kokun yağar üstüme
gözün sanki bir hançer
bakışın dağlar
yürekleri
sazın söyler
güzel sen bir düş hele bağrına korların
güzel sen gel hele baş ucuna hazanların
güzel sen sevsen nedir ya sevmesen
al hele yazmanı güzel
peşi sıra koş hayallerin.
güzel gel hele
gönül dağın ardına
güzel gel hele
beşiğinde uyuyan cennete…
Genel kategorisine gönderildi
Yorum bırakın
kısa bir ara
arada bir yerde
sıratta
anlamsız bir suratta
ortada…
bazen dipsiz bir kuyuda.
beklerken uyanmayı
vermek gerek kısa bir ara
Genel kategorisine gönderildi
Yorum bırakın
Uyan artık
Kafanı gömdüğün yer kum değil, arkası tepkisizliğin. Sen gününü kurtarmak ile uğraşırken gamsız, akbabalar didikliyor varlığını memleketin.
3 kuruşluk payeler, sülüklere verilen koltuklar için paralarken şerefini kimi deyyuslar, sen akşamdan kalma sabahlarda homurdan dur.
Belki bir gün anlarsın sana verilen kıymeti şanslıysan eğer ve belki bir gün aklına gelir şahsiyetin. Toprağa serilen çiçekler, yapraklar değil evlatları anaların, sen uyurken nöbet tutan fidanlardır, devekuşu.!
Buseler, Memetler, Aliler düşerken toprağa tepkisiz kalanların düşeceği yer; kerhanesidir soysuzluğun, sopsuzluğun.
Ayfonundan bir meyilde askerine at şükranla, indir bir vatan türküsü de belki kanın kaynar, hissedersin damarından akanın aslını.
feysbukundan bir ses ver de belki biri görür de hisseder yalnız olmadığını.
Bir gün bir şehit mezarına uğra da kiçinetten çıkıp, bir ananın gözyaşı akar vicdanına da belki hissedersin haysiyetini.
Vatan evladı!
Uyan!
Onun bunun çocuğu olma Kemal’in emanet ettiği Türk genci ol!
Genel kategorisine gönderildi
Yorum bırakın
GÖKTEN ÜÇ SORU DÜŞTÜ.
Dediğin kadar vardı. Sen tatsız tuzsuz bakınırken etrafına şaşkın bakışlar atıyordu yanıbaşındaki insanlar.
Kim kimden ne kadar farklı? diye bir soru düşüyor gökten..
GÖKTEN ÜÇ SORU DÜŞTÜ.
Konuşup duruyorsun. Konuştuğunu sen duyabiliyor musun?
Kim konusuyor? Sen mi? Bedenin mi?
Laf laf laf…
Her yanımız laf her yanımız hikaye, hayal.
Ne kadar çok şey biliyoruz. Doğduğumuz günü hatırlasaydık o halimize dönmek isterdik eminim. Yumru yumru yanaklara değil saflığına, gücüne aşık olurduk halimizin. Yazık ki hatırlayamadığımız hayat bizim hayatımızın bir parçasıydı.
Eyyy blog. Doğduğun günü hatırlıyor musun?
Genel kategorisine gönderildi
Yorum bırakın
Karakış
Kaçılası bir soğuk
vuran dalgalar gibi damlasıyla yağmur
sokaklarına izini bırakmış korkak bir karakış
bu aslında kendinden bir kaçış
ara verdiğin sokaklar değil
yaşamdır dozunda
ve bir rüzgar salıncağında
tozunda
hoyrat bir serzeniş.
nedense sen gelirsin aklıma
eski halin bir bakış
sessiz bir iç çekiş
toprağa düşmüş renkli bir kelebek gibi
canlı bir ölüsün
sen yaşama karşı durmuş
kokusu alınmış serseri bir kış gülüsün.
Genel kategorisine gönderildi
Yorum bırakın
Kanıma dokunuyor bazı şeyler…
Kanımız, canımız, toprağımız… Adı vatan ana kucağımız. Nerede ayın nerede yıldızın? Nerede ışıl ışıl parlayan, vatan sevgisi ile dimdik başlar… Canı pahasına yaşayan arkadaşlar…
Her memleket yaşayanı için kutsal, kıymetli eşsiz. Peki neden buna ihtiyaç duyulur? Biz bu toprakların bağrına doğmuşuz. Anamız, babamız, kardaşımız hepimiz. Nasıl bir yürek parçalamak istemez gövdesini o şanlı bayrağı gördüğünde? Nasıl bir yumruk sıkılmaz demir bileğiyle kalleşi gördüğünde? Nasıl bir beyin ışıldamaz medeniyete öncü olmak için?
Bebeğe ana kucağı, türke vatan ocağı yuvadır. Bizim en eşsiz özelliğimiz de budur. Bu ki çağ açmış, çağlar kapatmış. Mustafa kemal gibi bir yiğit vermiş. Nasıl uzak durulur? Nasıl yaşlar süzülmez gözlerden vatan derken?
Açılımlar, kaçılımlar. Bir milletin şuuru hayallerle kapanmış ise o millet yok olmaya mahkumdur. Bu eşsiz insanların milli omurgası alınıyor. Kanıma dokunuyor.
Genel kategorisine gönderildi
Yorum bırakın
sende var sonsuz
hani senin kokunla seviştiğim zamanlarda
araya katardı rüzgar bildik esintilerini bahçelerin
kokuna katık olurdu belki izi derinde
ve sen estikçe buram buram sen kokardı her yanım
sen yağdıkça akardın şakaklarımdan şah damarıma
ve sesin kulağımla öpüşürken
titrerdi dudaklarım tutulmuş gibi
tek eksik sendin
tek fazla sen
tek sen vardın
tek
tek
tek-rar sen
hep sen
bilsen…
seni sevdikçe çiçeklendi bahçeler
seni özledikçe açıldı yollar
kavuştu
kollar
sende, seninle
…
Genel kategorisine gönderildi
Yorum bırakın
içinde
kollar açıktı ve açtı
dolanmak için dallarına endamlı gövdesinin
gözlerini kapattıkça açılıyordu kalbi
açılıyordu ki alsın avucuna
açsın göğsünü
yerleştirsin kendi kalbinin tam içine
atsın aşık aşık
Genel kategorisine gönderildi
Yorum bırakın
